Kliniğimizde tedavisi yapılan

Hastalıklar

Omurga, eklem, kas, sinir sistemi ve rehabilitasyon alanlarında değerlendirme ve tedavi hizmetleri sunuyoruz.

BEL HASTALIKLARI

Bel fıtığı, bel omurları arasındaki disklerden birinin dış kısmının zayıflaması veya yırtılması sonucunda disk içeriğinin normal sınırlarının dışına taşmasıdır. Disk hernisi sinir köklerini etkilediğinde belden kalçaya ve bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma veya bazı durumlarda kas güçsüzlüğü görülebilir.

Kliniğimizde bel fıtığı değerlendirmesinde yalnızca görüntüleme sonuçlarına değil, hastanın şikâyetlerinin dağılımına, omurga hareketlerine, nörolojik bulgularına, postürüne ve günlük yaşam alışkanlıklarına da bakılır. Uygun vakalarda manuel terapi, eklem mobilizasyonu, miyofasyal teknikler, nörodinamik uygulamalar, McKenzie yaklaşımı ve kişiye özel terapötik egzersizler bir arada kullanılabilir. Tedavinin amacı, kişinin günlük yaşam ve hareket kapasitesinin güvenli şekilde desteklenmesidir.

Spondilolistezis, bir omurun kendisinin altında bulunan omura göre öne veya daha nadiren arkaya doğru yer değiştirmesiyle oluşan omurga problemidir. Bel bölgesinde daha sık görülür ve bel ağrısı, hareket kısıtlılığı, kalça veya bacağa yayılan şikâyetler eşlik edebilir.

Tedavi yaklaşımı kaymanın derecesine, omurganın stabilitesine, nörolojik bulgulara ve kişinin günlük yaşam ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir. Kliniğimizde ayrıntılı postür, hareket ve fonksiyon değerlendirmesi sonrasında uygun hastalarda manuel terapi, yumuşak doku teknikleri, kontrollü eklem mobilizasyonu, kor stabilizasyonu ve kişiye özel rehabilitasyon uygulamaları planlanabilir. Amaç, omurga çevresindeki fonksiyonel kapasiteyi ve hareket kontrolünü desteklemektir.

Siyatik, siyatik sinirin geçtiği dağılım boyunca belden kalçaya ve bacağa yayılan ağrı, uyuşma veya karıncalanmayı ifade eden bir semptom tablosudur. Bel fıtığı en sık nedenlerden biri olmakla birlikte, siyatik benzeri şikâyetlerin farklı kas-iskelet sistemi kaynakları da olabilir.

Bu nedenle kliniğimizde bel ve bacak ağrısının kaynağı ayrıntılı şekilde araştırılır. Omurga hareketleri, kalça eklemi, pelvis, kas dokuları ve sinir sisteminin mekanik hassasiyeti birlikte değerlendirilir. Uygun vakalarda manuel terapi, miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu, nörodinamik tedavi ve McKenzie yaklaşımı gibi yöntemler kişiye özel rehabilitasyon programına dahil edilebilir.

Lomber spondiloz, yaşlanma ve zaman içerisinde gelişen dejeneratif değişikliklerin bel omurlarını, diskleri ve faset eklemlerini etkilemesiyle ortaya çıkan bir omurga problemidir. Belde sertlik, hareket kısıtlılığı ve özellikle uzun süre oturma veya ayakta kalma sonrasında artabilen mekanik ağrı görülebilir.

Kliniğimizde bel kireçlenmesi değerlendirilirken görüntüleme bulgularının yanı sıra eklem hareketliliği, kas dengesi, postür, pelvis ve kalça fonksiyonları birlikte ele alınır. Uygun hastalarda manuel terapi, eklem mobilizasyonu, miyofasyal gevşetme, osteopatik teknikler ve terapötik egzersizler ile hareket kapasitesinin desteklenmesi amaçlanır. Tedavi planı kişinin yaşı, fiziksel kapasitesi ve günlük yaşam ihtiyaçlarına göre şekillendirilir.

Bel düzleşmesi, bel omurgasının doğal içe doğru eğriliği olan lomber lordozun azalması veya normalden farklı hale gelmesi durumudur. Kas spazmları, ağrı, postüral değişiklikler, travmalar ve uzun süreli yanlış hareket alışkanlıkları bu görünümle ilişkili olabilir.

Kliniğimizde bel düzleşmesi yalnızca görüntüleme sonucuna göre değerlendirilmez; pelvisin pozisyonu, kalça hareketliliği, bel omurgasının hareketleri, kas dengesi ve tüm postüral zincir birlikte analiz edilir. Manuel terapi, osteopatik değerlendirme, miyofasyal teknikler, eklem mobilizasyonu ve kişiye özel egzersizler uygun hastalarda tedavi sürecine dahil edilebilir. Hedef, bel ve pelvis bölgesinin doğal hareket kapasitesini ve fonksiyonel kontrolünü desteklemektir.

OMURGA HASTALIKLARI

Boyun fıtığı, boyun omurları arasındaki disk dokusunun dış kısmındaki yapının zayıflaması veya yırtılması sonucunda disk materyalinin normal sınırlarının dışına taşmasıyla oluşur. Taşan disk dokusu sinir köklerine baskı yaptığında boyundan omuza, kola ve ele doğru yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi şikâyetler ortaya çıkabilir.

Kliniğimizde boyun fıtığı yalnızca MR görüntüsü üzerinden değil; boyun hareketleri, nörolojik bulgular, postür, omuz kuşağı ve tüm hareket zinciri birlikte değerlendirilerek ele alınır. Uygun hastalarda manuel terapi, eklem mobilizasyonu, miyofasyal gevşetme, nörodinamik (sinir mobilizasyonu) teknikleri, McKenzie yaklaşımı ve kişiye özel rehabilitasyon uygulamaları tedavi planına dahil edilebilir. Amaç, ağrıyı yönetmenin yanı sıra boyun ve üst ekstremitenin fonksiyonel hareket kapasitesini desteklemektir.

Boyun düzleşmesi, servikal omurganın doğal öne doğru eğriliğinin (lordoz) azalması veya normalden farklı hale gelmesi durumudur. Uzun süreli masa başı çalışma, postüral alışkanlıklar, kas gerginlikleri ve bazı travmalar boyun bölgesindeki mekanik yük dağılımını etkileyebilir.

Kliniğimizde boyun düzleşmesi yalnızca röntgende görülen açı üzerinden değerlendirilmez. Baş-boyun pozisyonu, göğüs omurgası, kürek kemiği hareketleri, kas dengesi ve genel postür birlikte analiz edilir. Manuel terapi, osteopatik değerlendirme, miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu ve kişiye özel postür-hareket çalışmaları ile boyun bölgesinin fonksiyonel hareket kapasitesinin desteklenmesi hedeflenir.

Skolyoz, omurganın yalnızca yana doğru eğrilmesinden ibaret olmayan, omurganın üç boyutlu yapısını etkileyebilen bir deformitedir. Omurgadaki eğriliğe vertebral rotasyon ve gövde asimetrileri eşlik edebilir. Özellikle büyüme çağında ortaya çıkan skolyozun düzenli değerlendirilmesi ve takip edilmesi önemlidir.

Kliniğimizde skolyoz değerlendirmesinde postür, omurga hareketliliği, gövde rotasyonu, solunum paterni, pelvis ve omuz kuşağı arasındaki ilişki ayrıntılı olarak analiz edilir. Uygun hastalarda manuel terapi, osteopatik yaklaşımlar, miyofasyal teknikler ve skolyoza özgü fizyoterapi egzersizleri (PSSE) birlikte planlanabilir. Hedefimiz, omurganın fonksiyonel kapasitesini, postüral farkındalığı ve günlük yaşam hareketlerini destekleyen kişiye özel bir rehabilitasyon süreci oluşturmaktır.

Kifoz, özellikle göğüs (torakal) omurganın normal öne doğru eğriliğinin artmasıyla belirginleşen postüral veya yapısal bir omurga problemidir. İleri baş pozisyonu, omuzların öne düşmesi, sırt bölgesinde sertlik ve uzun süreli oturma alışkanlıkları bazı postüral kifoz tablolarına eşlik edebilir.

Kliniğimizde kifoz değerlendirmesinde yalnızca sırt bölgesine değil; baş, boyun, omuz kuşağı, göğüs kafesi, pelvis ve kalça arasındaki postüral ilişkiye bakılır. Manuel terapi, osteopatik değerlendirme, torakal mobilizasyon, miyofasyal gevşetme, postür çalışmaları ve kişiye özel egzersiz programları uygun hastalarda tedavi sürecine dahil edilebilir. Amaç, daha dengeli bir postür ve daha kaliteli fonksiyonel hareket kapasitesini desteklemektir.

Servikal radikülopati, boyun bölgesinden çıkan sinir köklerinden birinin etkilenmesi sonucunda boyundan omuz, kol veya ele doğru yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ya da güç kaybı gibi belirtilerin ortaya çıkmasıdır. En sık nedenler arasında disk hernisi ve boyun omurgasındaki dejeneratif değişikliklere bağlı sinir kökü basısı veya irritasyonu bulunur.

Kliniğimizde servikal radikülopati değerlendirmesinde nörolojik muayene, boyun hareketleri, sinir germe testleri, postür ve omuz kuşağının fonksiyonel durumu birlikte incelenir. Uygun hastalarda manuel terapi, servikal ve torakal mobilizasyon, nörodinamik teknikler, miyofasyal uygulamalar ve kişiye özel rehabilitasyon programları kullanılabilir. Nörolojik bulguların ilerlemesi veya ciddi güç kaybı gibi durumlarda gerekli tıbbi yönlendirme yapılır.

Servikal spondiloz, boyun omurlarında, disklerde ve ilgili eklem yapılarında zaman içerisinde gelişen dejeneratif değişiklikleri ifade eder. Boyun ağrısı ve sertliğinin yanı sıra hareket kısıtlılığı, baş ağrısı veya bazı durumlarda sinir kökü etkilenmesine bağlı kola yayılan şikâyetler görülebilir.

Kliniğimizde boyun kireçlenmesi; servikal omurga, torakal bölge, omuz kuşağı ve postür birlikte değerlendirilerek ele alınır. Manuel terapi, uygun eklem mobilizasyonları, miyofasyal gevşetme, osteopatik yaklaşımlar ve kişiye özel terapötik egzersizler tedavi planına dahil edilebilir. Amaç, boyun hareketliliğini ve günlük yaşamda fonksiyonel hareket kapasitesini desteklemektir.

Mekanik bel ve boyun ağrıları, omurga, eklemler, kaslar, bağ dokuları ve çevre yumuşak dokuların hareket ve yüklenme biçimleriyle ilişkili olarak ortaya çıkabilen kas-iskelet sistemi ağrılarıdır. Uzun süreli oturma, tekrarlayan hareketler, ağır yüklenme, postüral alışkanlıklar ve fiziksel aktivite eksikliği şikâyetlerin oluşmasına veya devam etmesine katkıda bulunabilir.

Kliniğimizde mekanik ağrıların kaynağını belirlemek için postür, eklem hareket açıklığı, kas dengesi, omurga hareketleri ve fonksiyonel hareket paternleri ayrıntılı olarak değerlendirilir. Manuel terapi, osteopatik yaklaşım, miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu, sinir mobilizasyonu ve kişiye özel terapötik egzersizler uygun hastalarda kombine edilebilir. Amaç, yalnızca ağrıyı azaltmaya değil, ağrının tekrar etmesine katkıda bulunabilecek hareket ve yüklenme faktörlerini yönetmeye odaklanmaktır.

Koksiks ağrısı (koksigodini), omurganın en alt bölümünde bulunan kuyruk sokumu çevresinde hissedilen ağrıdır. Özellikle uzun süre oturma, sert zeminde oturma veya oturur pozisyondan ayağa kalkma sırasında belirginleşebilir. Düşme ve travmaların yanı sıra doğum, uzun süreli oturma ve pelvik bölgedeki mekanik faktörler de şikâyetlerin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.

Kliniğimizde koksiks ağrısı değerlendirilirken yalnızca kuyruk sokumu değil; pelvis, sakroiliak eklem, kalça, bel omurgası ve pelvik tabanla olan fonksiyonel ilişkiler de incelenir. Uygun hastalarda manuel terapi, osteopatik yaklaşımlar, miyofasyal gevşetme, pelvis ve çevre dokulara yönelik manuel teknikler ile kişiye özel rehabilitasyon uygulanabilir. Amaç, ağrının altında yatan mekanik faktörleri belirleyerek oturma, ayağa kalkma ve günlük hareketlerin daha konforlu hale gelmesini desteklemektir.

OMUZ HASTALIKLARI

Donuk omuz, omuz eklem kapsülünün kalınlaşması ve sertleşmesi sonucu gelişen, ağrı ve hareket kısıtlılığıyla karakterize bir rahatsızlıktır. Günlük yaşam aktivitelerinde özellikle kolu yukarı kaldırma ve arkaya uzatma hareketleri zorlaşır. Erken dönemde uygulanan uygun değerlendirme ve manuel terapi yaklaşımları, eklem hareketliliğinin korunmasına ve fonksiyonun desteklenmesine yardımcı olabilir.

Omuz sıkışma sendromu, omuz hareketleri sırasında tendon ve yumuşak dokuların sıkışması sonucu ortaya çıkan ağrılı bir durumdur. Özellikle kolu omuz seviyesinin üzerine kaldırırken ağrı hissedilir. Hareket paternlerinin değerlendirilmesi, manuel terapi ve uygun egzersizlerle omuzun biyomekaniğinin iyileştirilmesi hedeflenir.

Rotator manşet yırtığı, omuzu hareket ettiren ve stabilize eden kas-tendon grubunda meydana gelen hasardır. Ağrı, güç kaybı ve kolu kaldırmada zorlanma en sık görülen belirtilerdir. Kapsamlı bir klinik değerlendirme sonrasında planlanan konservatif tedavi yaklaşımları, uygun hastalarda omuz fonksiyonunun desteklenmesine katkı sağlayabilir.

Omuz çıkığı, eklem yüzeylerinin birbirinden ayrılmasıdır; instabilite ise omzun tekrarlayan şekilde gevşeklik veya çıkma eğilimi göstermesidir. Bu durum ağrı, güvensizlik hissi ve hareket sırasında kontrol kaybına neden olabilir. Manuel terapi, egzersiz ve kas kontrolünü geliştirmeye yönelik uygulamalar omuz stabilitesinin desteklenmesinde önemli bir yer tutar.

Omuz kireçlenmesi, eklem kıkırdağının zamanla aşınması sonucu gelişen dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Hareket sırasında ağrı, sertlik ve hareket açıklığında azalma görülebilir. Tedavide ağrının azaltılması, eklem hareketliliğinin korunması ve günlük yaşam fonksiyonlarının desteklenmesi amaçlanır.

Subakromiyal bursit, omuzdaki bursa adı verilen sıvı kesesinin tahriş olması veya iltihaplanmasıyla gelişir. Özellikle kolu kaldırırken omuzun dış kısmında ağrı hissedilir. Manuel terapi, yüklenmenin düzenlenmesi ve uygun egzersizlerle iyileşme süreci desteklenebilir.

Kalsifik tendinit, omuz tendonlarında kalsiyum birikmesi sonucu gelişen ağrılı bir yumuşak doku rahatsızlığıdır. Ağrı bazen ani başlayabilir ve omuz hareketlerini belirgin şekilde kısıtlayabilir. Kişiye özel planlanan konservatif tedavi yaklaşımlarıyla ağrının kontrol altına alınması ve omuz fonksiyonunun desteklenmesi hedeflenir.

Omuz tendiniti, omuz tendonlarının aşırı kullanım, zorlanma veya tekrarlayan hareketler sonucunda tahriş olmasıyla ortaya çıkar. Hareket sırasında ağrı, hassasiyet ve performans kaybı görülebilir. Manuel terapi ve egzersiz programları, tendon üzerindeki yükün dengelenmesine ve fonksiyonun iyileştirilmesine yardımcı olabilir.

Skapular diskinezi, kürek kemiğinin omuz hareketleri sırasında normal hareket düzenini kaybetmesi durumudur. Bu durum omuz ağrısına, performans düşüklüğüne ve tekrarlayan yaralanmalara zemin hazırlayabilir. Değerlendirme sonrasında uygulanacak manuel terapi ve hareket eğitimi ile skapulanın kontrolü ve omuz mekaniğinin iyileştirilmesi amaçlanır.

DİRSEK, EL VE BİLEK HASTALIKLARI

Tenisçi dirseği, dirseğin dış kısmındaki tendonların aşırı kullanımına bağlı gelişen ve günlük yaşamı zorlaştıran yaygın bir dirsek ağrısı nedenidir. Kavrama, kaldırma ve bilgisayar kullanımı gibi hareketlerde ağrı görülebilir. Kliniğimizde uygulanan kapsamlı değerlendirme sonrasında manuel terapi, osteopatik tedavi teknikleri ve yumuşak doku uygulamalarıyla dirsek üzerindeki mekanik yükün azaltılması ve fonksiyonun desteklenmesi hedeflenir. Tedavi planı, ağrının kaynağına yönelik kişiye özel olarak oluşturulur.

Golfçü dirseği, dirseğin iç kısmındaki tendonların zorlanması sonucu oluşan ve özellikle kavrama hareketlerinde ağrıya neden olan bir yumuşak doku problemidir. Masa başı çalışanlardan sporculara kadar birçok kişide görülebilir. Manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlar ile dirsek, ön kol ve omuz biyomekaniği birlikte değerlendirilerek hareket kalitesinin desteklenmesi amaçlanır. Her hastaya özel planlanan konservatif tedavi süreci günlük yaşam konforunun artırılmasına odaklanır.

Karpal tünel sendromu, el bileğinde median sinirin sıkışması sonucu gelişen ve elde uyuşma, karıncalanma ile güç kaybına neden olabilen yaygın bir sinir sıkışması problemidir. Özellikle gece artan şikâyetler günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Kliniğimizde manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile yalnızca el bileği değil, sinirin geçtiği tüm üst ekstremite zinciri ayrıntılı olarak ele alınır. Kişiye özel konservatif tedavi yaklaşımıyla el fonksiyonlarının desteklenmesi ve yaşam kalitesinin artırılması hedeflenir.

Kübital tünel sendromu, dirsek seviyesinde ulnar sinirin sıkışması sonucu gelişen ve serçe ile yüzük parmağında uyuşma, karıncalanma ve güç kaybına neden olabilen bir rahatsızlıktır. Erken dönemde doğru değerlendirme, şikâyetlerin yönetimi açısından önem taşır. Manuel terapi, osteopatik teknikler ve sinir mobilizasyonuna yönelik uygulamalarla dirsek ve çevre dokuların fonksiyonunun desteklenmesi amaçlanır. Tedavi planı kişinin yaşam tarzı ve klinik bulgularına göre şekillendirilir.

De Quervain tenosinoviti, başparmağı hareket ettiren tendonların el bileğinde tahriş olması sonucu gelişen ağrılı bir tendon rahatsızlığıdır. Kavanoz açma, bebek taşıma ve bilgisayar kullanımı gibi günlük aktivitelerde ağrı belirginleşebilir. Manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlar ile el bileği, ön kol ve başparmak hareketleri bütüncül olarak değerlendirilerek yumuşak dokular üzerindeki yükün dengelenmesi hedeflenir. Kişiye özel planlanan konservatif tedavi süreci fonksiyonel iyileşmeyi desteklemeye odaklanır.

Tetik parmak, tendonun hareket ettiği kanalın daralması sonucu parmakta takılma, kilitlenme ve ağrı ile seyreden yaygın bir el rahatsızlığıdır. Sabah saatlerinde sertlik ve parmağı açıp kapatırken zorlanma görülebilir. Kliniğimizde uygulanan manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile yalnızca parmak değil, el ve ön kol biyomekaniği de birlikte ele alınır. Amaç, el fonksiyonlarının korunmasını destekleyen kişiye özel konservatif bir tedavi planı oluşturmaktır.

El ve el bileği kireçlenmesi, eklem kıkırdağının zamanla aşınması sonucu gelişen ve ağrı, tutukluk ile hareket kısıtlılığına neden olabilen dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Kavrama gücünün azalması günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırabilir. Manuel terapi ve osteopatik tedavi yaklaşımları ile eklem hareketliliğinin desteklenmesi, çevre dokuların fonksiyonunun iyileştirilmesi ve ağrının yönetilmesi hedeflenir. Tedavi süreci, kişinin ihtiyaçlarına göre planlanan kapsamlı bir değerlendirme ile şekillendirilir.

El bileği burkulmaları ve yumuşak doku yaralanmaları; düşme, spor aktiviteleri veya ani zorlanmalar sonrasında sık görülen ortopedik problemlerdendir. Ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir. Kliniğimizde uygulanan manuel terapi ve osteopatik tekniklerle eklem hareketliliği, bağ dokuları ve yumuşak dokular ayrıntılı olarak değerlendirilerek fonksiyonun desteklenmesi amaçlanır. Her hasta için iyileşme sürecine uygun, kişiselleştirilmiş konservatif tedavi planı oluşturulur.

Dupuytren kontraktürü, avuç içindeki bağ dokusunun kalınlaşması sonucu parmaklarda bükülme ve hareket kısıtlılığına yol açan ilerleyici bir el hastalığıdır. Zamanla kavrama fonksiyonu ve günlük yaşam aktiviteleri etkilenebilir. Kliniğimizde yapılan ayrıntılı değerlendirme sonrasında manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlar, el fonksiyonlarını desteklemeye yönelik konservatif tedavi planının bir parçası olarak uygulanabilir. Tedavi süreci, hastalığın evresi ve kişinin fonksiyonel ihtiyaçları doğrultusunda planlanır.

KALÇA HASTALIKLARI

Kalça kireçlenmesi (koksartroz), kalça eklemindeki kıkırdak dokusunun zamanla aşınması sonucu gelişen ve en sık görülen kalça ağrısı nedenlerinden biridir. Yürüme, merdiven çıkma ve uzun süre ayakta kalma sırasında ağrı ile hareket kısıtlılığı görülebilir. Kliniğimizde uygulanan detaylı değerlendirme sonrasında manuel terapi ve osteopatik tedavi yaklaşımlarıyla eklem hareketliliğinin desteklenmesi, çevre dokular üzerindeki yükün dengelenmesi ve günlük yaşam fonksiyonlarının iyileştirilmesi hedeflenir. Her hastaya özel planlanan konservatif tedavi süreci, yaşam kalitesini artırmaya yönelik olarak oluşturulur.

Trokanterik bursit, kalçanın dış kısmında bulunan bursa adı verilen sıvı kesesinin tahriş olması veya iltihaplanması sonucu gelişen yaygın bir yumuşak doku problemidir. Yan yatarken, yürürken veya merdiven çıkarken kalçanın dış tarafında ağrı hissedilebilir. Manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlar ile kalça, pelvis ve bel bölgesi birlikte değerlendirilerek ağrıya neden olabilecek biyomekanik faktörlerin belirlenmesi amaçlanır. Kişiye özel uygulanan konservatif tedavi ile hareket konforunun ve günlük yaşam aktivitelerinin desteklenmesi hedeflenir.

Kalça sıkışma sendromu (FAI), kalça eklemindeki kemik yapıların hareket sırasında birbirine temas etmesi sonucu oluşan ve kasık bölgesinde ağrıya neden olabilen bir ortopedik rahatsızlıktır. Özellikle çömelme, spor aktiviteleri ve uzun süre oturma sırasında şikâyetler artabilir. Kliniğimizde uygulanan manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile kalça, pelvis ve omurganın hareket bütünlüğü ayrıntılı olarak incelenir. Hareket kalitesini destekleyen kişiye özel konservatif tedavi yaklaşımıyla günlük yaşam ve sportif aktivitelerde fonksiyonun artırılması amaçlanır.

Kalça labrum yırtığı, kalça eklemini çevreleyen kıkırdak yapının hasar görmesi sonucu gelişebilir ve kasık ağrısı, takılma hissi veya hareket sırasında rahatsızlık oluşturabilir. Spor yaralanmaları veya tekrarlayan zorlanmalar en sık nedenler arasındadır. Manuel terapi ve osteopatik tedavi yaklaşımlarıyla eklem hareketliliği, çevre kasların fonksiyonu ve kalça biyomekaniği kapsamlı olarak değerlendirilir. Tedavi süreci, kişinin klinik bulguları ve fonksiyonel ihtiyaçlarına göre planlanan konservatif rehabilitasyon yaklaşımıyla desteklenir.

Piriformis sendromu, kalçanın derin kaslarından biri olan piriformis kasının siyatik sinire baskı yapması sonucu gelişebilen bir rahatsızlıktır. Kalçada derin ağrı, bacağa yayılan rahatsızlık hissi ve uzun süre oturmakla artan şikâyetler görülebilir. Kliniğimizde uygulanan manuel terapi ve osteopatik tekniklerle yalnızca ağrılı bölge değil, bel, pelvis ve kalça arasındaki hareket ilişkisi bütüncül olarak değerlendirilir. Kişiye özel planlanan konservatif tedavi yaklaşımıyla hareket kalitesinin ve yaşam konforunun desteklenmesi hedeflenir.

Sakroiliak eklem disfonksiyonu, omurga ile pelvis arasındaki eklemin hareket dengesinin bozulması sonucu gelişen ve bel, kalça veya kasık bölgesinde ağrıya neden olabilen yaygın bir kas-iskelet sistemi problemidir. Uzun süre ayakta kalma, yürüme veya pozisyon değişiklikleri sırasında şikâyetler artabilir. Manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile sakroiliak eklem, pelvis ve omurga birlikte ele alınarak hareket fonksiyonunun desteklenmesi amaçlanır. Kliniğimizde uygulanan kişiye özel konservatif tedavi yaklaşımıyla ağrının yönetilmesi ve günlük yaşam aktivitelerine daha konforlu dönüş hedeflenir.

DİZ HASTALIKLARI

Diz kireçlenmesi (gonartroz), diz eklemindeki kıkırdak dokusunun zamanla aşınması sonucu gelişen ve en sık görülen diz ağrısı nedenlerinden biridir. Yürürken, merdiven inip çıkarken veya uzun süre ayakta kaldığınızda ağrı, tutukluk ve hareket kısıtlılığı yaşayabilirsiniz. Kliniğimizde uygulanan ayrıntılı değerlendirme sonrasında manuel terapi ve osteopatik tedavi yaklaşımlarıyla eklem hareketliliğinin desteklenmesi, çevre dokuların fonksiyonunun iyileştirilmesi ve ağrının yönetilmesi hedeflenir. Her hastaya özel planlanan konservatif tedavi süreci, günlük yaşam kalitesini ve hareket özgürlüğünü artırmaya odaklanır.

Menisküs yırtığı, diz eklemindeki menisküs adı verilen kıkırdak yapının travma veya yaşa bağlı dejenerasyon sonucu hasar görmesiyle ortaya çıkar. Dizde ağrı, şişlik, kilitlenme hissi ve hareket sırasında zorlanma görülebilir. Kliniğimizde manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlarla dizin biyomekaniği ayrıntılı olarak değerlendirilir, eklem ve yumuşak dokuların fonksiyonunu desteklemeye yönelik kişiye özel konservatif tedavi planı oluşturulur. Amaç, diz hareketlerini daha konforlu hale getirerek günlük yaşam aktivitelerini desteklemektir.

Ön çapraz bağ (ÖÇB) yaralanmaları, ani dönme hareketleri, spor yaralanmaları veya travmalar sonrasında gelişebilen ciddi diz problemlerindendir. Dizde boşalma hissi, güvensizlik ve hareket sırasında ağrı görülebilir. Kliniğimizde uygulanan manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile diz, kalça ve ayak bileğinin birlikte çalışması analiz edilerek fonksiyonel iyileşmeyi destekleyen konservatif tedavi planı oluşturulur. Tedavi süreci kişinin yaralanma düzeyi, yaşam tarzı ve fonksiyonel ihtiyaçları doğrultusunda planlanır.

Patellofemoral ağrı sendromu, diz kapağının hareket mekaniğinin bozulmasına bağlı olarak gelişen ve özellikle diz önü ağrısı ile karakterize yaygın bir ortopedik rahatsızlıktır. Merdiven çıkarken, çömelirken veya uzun süre oturduktan sonra ağrı hissedilebilir. Manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlar ile diz kapağı, kalça ve ayak biyomekaniği bütüncül olarak değerlendirilerek hareket kalitesinin desteklenmesi hedeflenir. Kişiye özel planlanan konservatif tedavi sayesinde günlük yaşam ve sportif aktivitelerde fonksiyonun artırılması amaçlanır.

Koşucu dizi, iliotibial bandın dizin dış kısmında sürtünmeye bağlı tahriş olması sonucu gelişen ve özellikle koşucular ile aktif bireylerde görülen yaygın bir diz ağrısı nedenidir. Koşu sırasında veya uzun yürüyüşlerde dizin dış tarafında ağrı oluşabilir. Kliniğimizde manuel terapi ve osteopatik tedavi ile kalça, diz ve ayak arasındaki hareket zinciri ayrıntılı olarak değerlendirilerek dokular üzerindeki yükün dengelenmesi hedeflenir. Kişiye özel konservatif tedavi yaklaşımıyla hareket performansının ve yaşam konforunun desteklenmesi amaçlanır.

Patellar tendinit, diz kapağı tendonunun aşırı kullanım sonucu zorlanmasıyla gelişen ve sporcularda sık görülen bir tendon rahatsızlığıdır. Zıplama, koşma ve merdiven çıkma gibi aktivitelerde diz önü ağrısı belirgin hale gelebilir. Kliniğimizde uygulanan manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlar ile tendon üzerindeki mekanik yük değerlendirilerek diz fonksiyonunu destekleyen kişiye özel konservatif tedavi planı oluşturulur. Amaç, ağrının yönetilmesini desteklemek ve güvenli hareket kapasitesini artırmaktır.

Diz bursiti, diz çevresindeki bursa adı verilen sıvı keselerinin tahriş olması veya iltihaplanması sonucu gelişen ağrılı bir yumuşak doku problemidir. Dizde şişlik, hassasiyet ve hareket sırasında rahatsızlık hissi oluşabilir. Manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile diz eklemi ve çevre dokular kapsamlı olarak incelenerek ağrıya neden olan biyomekanik faktörlerin belirlenmesi amaçlanır. Kişiye özel planlanan konservatif tedavi yaklaşımıyla hareket konforunun ve günlük yaşam fonksiyonlarının desteklenmesi hedeflenir.

İç yan bağ (MCL) ve dış yan bağ (LCL) yaralanmaları, dizin ani dönmesi, darbe alması veya spor yaralanmaları sonrasında gelişebilir. Ağrı, şişlik ve dizde dengesizlik hissi günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırabilir. Kliniğimizde uygulanan manuel terapi ve osteopatik tedavi yaklaşımlarıyla dizin stabilitesi, eklem hareketliliği ve çevre dokuların fonksiyonu ayrıntılı olarak değerlendirilir. Hastanın klinik durumuna uygun olarak planlanan konservatif tedavi süreciyle güvenli hareketin ve fonksiyonel iyileşmenin desteklenmesi amaçlanır.

AYAK VE AYAK BİLEĞİ HASTALIKLARI

Topuk dikeni, özellikle sabah ilk adımlarda hissedilen şiddetli topuk ağrısıyla yaşam kalitesini olumsuz etkileyen en yaygın ortopedik rahatsızlıklardan biridir. Sorunun temelinde çoğu zaman yalnızca kemiksi çıkıntı değil; ayak tabanındaki yumuşak dokuların aşırı yüklenmesi, yürüyüş bozuklukları ve biyomekanik dengesizlikler yer alır. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme teknikleri, eklem mobilizasyonu ve gerektiğinde kinezyolojik bantlama gibi modern konservatif yaklaşımlarla ağrının kaynağı bütüncül olarak değerlendirilir. Amaç yalnızca semptomları hafifletmek değil, ayağın doğal hareket mekanizmasını destekleyerek daha konforlu ve güvenli bir yürüyüş sağlamaktır.

Plantar fasiit, ayak tabanındaki plantar fasya dokusunun zorlanması ve tahriş olmasıyla ortaya çıkan, özellikle topuk bölgesinde ağrıya yol açan yaygın bir kas-iskelet sistemi problemidir. Ağrı çoğu zaman sabah ilk adımlarda veya uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkıldığında daha belirgin hissedilir. Uzun süre ayakta kalma, uygun olmayan ayakkabı kullanımı, ayak basış bozuklukları ve aşırı yüklenme plantar fasiit gelişiminde etkili olabilir. Tedavi sürecinde ağrının bulunduğu bölgenin yanı sıra ayak bileği hareketliliği, kas dengesi ve yürüyüş biyomekaniğinin birlikte değerlendirilmesi önem taşır.

Aşil tendiniti, baldır kaslarını topuk kemiğine bağlayan Aşil tendonunun aşırı yüklenmesi sonucu gelişen ve sporculardan masa başı çalışanlara kadar birçok kişiyi etkileyebilen yaygın bir tendon problemidir. Topuğun arka kısmında ağrı, sertlik ve hareket sırasında hassasiyet görülebilir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu ve tendonun yüklenme mekaniklerini değerlendiren kapsamlı analizlerle kişiye özel konservatif tedavi planı oluşturulur. Tedavi sürecinde yalnızca tendon değil, ayak bileği, baldır kasları ve tüm alt ekstremitenin hareket zinciri birlikte ele alınır.

Ayak bileği burkulması, spor sırasında, yürüyüşte veya günlük yaşamda ani bir hareket sonrasında en sık karşılaşılan kas-iskelet sistemi yaralanmalarından biridir. Burkulma sonrasında ağrı ve şişliğin yanı sıra zamanla gelişebilen denge kaybı ve tekrarlayan burkulmalar görülebilir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, eklem mobilizasyonu, yumuşak doku teknikleri ve gerektiğinde kinezyolojik bantlama uygulamalarıyla ayak bileğinin hareket kalitesi ve stabilitesi kapsamlı şekilde değerlendirilir. Kişiye özel planlanan konservatif tedavi yaklaşımıyla güvenli hareketin desteklenmesi ve günlük yaşama daha güçlü bir dönüş hedeflenir.

Halluks valgus, ayak başparmağının zamanla dışa doğru yönelmesiyle gelişen ve ağrı, ayakkabı seçiminde zorluk ile yürüme bozukluklarına neden olabilen yaygın bir ayak deformitesidir. Parmaktaki şekil değişikliği zamanla ayağın yük dağılımını da etkileyebilir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik değerlendirme, eklem mobilizasyonu ve miyofasyal tekniklerle yalnızca başparmak değil, ayağın tamamı ve alt ekstremite biyomekaniği kapsamlı olarak analiz edilir. Kişiye özel planlanan konservatif tedavi yaklaşımıyla eklem hareketliliğinin korunması, ağrının yönetilmesi ve günlük yaşam konforunun artırılması hedeflenir.

Düz tabanlık, ayak kavsinin azalması sonucu ayak, diz, kalça ve bel bölgesindeki yük dağılımını değiştirebilen biyomekanik bir problemdir. Uzun süre ayakta kalma, yürüyüş veya spor aktiviteleri sırasında ağrı ve erken yorulma görülebilir. Kliniğimizde osteopatik değerlendirme ve manuel terapi yaklaşımlarıyla yalnızca ayak değil, tüm alt ekstremite ve omurganın hareket zinciri ayrıntılı olarak analiz edilir. Eklem mobilizasyonu, miyofasyal gevşetme ve kişiye özel konservatif tedavi uygulamalarıyla daha dengeli hareket paternlerinin desteklenmesi ve fonksiyonel yaşam kalitesinin artırılması amaçlanır.

Morton nöroma, ayak parmakları arasından geçen sinirin sıkışması sonucu gelişen ve yürürken yanma, uyuşma ile ayağın altında taş varmış hissine neden olabilen yaygın bir sinir sıkışması problemidir. Özellikle dar ayakkabı kullanımı ve ayak biyomekaniğindeki bozukluklar şikâyetleri artırabilir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, sinir mobilizasyon teknikleri, yumuşak doku uygulamaları ve eklem mobilizasyonu ile ayağın yük dağılımı ayrıntılı olarak değerlendirilir. Kişiye özel planlanan konservatif tedavi yaklaşımıyla sinir üzerindeki mekanik yükün azaltılması, hareket konforunun artırılması ve günlük yaşam aktivitelerine daha rahat dönüş desteklenir.

NÖROLOJİK HASTALIKLAR

Parkinson hastalığı, hareketlerde yavaşlama, kas sertliği, denge problemleri ve yürüme güçlüğüyle yaşam kalitesini etkileyen ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Günlük aktivitelerde zorlanma, duruş bozuklukları ve hareket akıcılığındaki azalma zamanla belirgin hale gelebilir. Kliniğimizde uygulanan nörolojik fizyoterapi, manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile yalnızca belirtiler değil; omurga hareketliliği, eklem fonksiyonları, postür ve denge sistemi bütüncül olarak ele alınır. Gerektiğinde yumuşak doku teknikleri, fasya mobilizasyonu, solunum odaklı osteopatik yaklaşımlar ve fonksiyonel denge çalışmalarıyla kişiye özel konservatif rehabilitasyon programı planlanır. Hedefimiz; hareket kalitesini desteklemek, günlük yaşam bağımsızlığını artırmak ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlamaktır.

İnme (felç), travmatik beyin yaralanmaları ve diğer beyin hasarları sonrasında hareket, denge, kas kontrolü ve günlük yaşam becerileri etkilenebilir. Erken ve doğru planlanan rehabilitasyon, fonksiyonel kazanımlar açısından önemli bir rol oynar. Kliniğimizde nörolojik rehabilitasyon, manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlar birlikte değerlendirilerek kas-iskelet sistemi, postür, denge ve hareket koordinasyonu kapsamlı olarak analiz edilir. Gerektiğinde nörodinamik uygulamalar, fasya mobilizasyonu, eklem mobilizasyonu ve kraniyal osteopatik değerlendirmeler tedavi planına uygun şekilde entegre edilir. Her rehabilitasyon programı, hastanın nörolojik durumu ve fonksiyonel hedefleri doğrultusunda tamamen kişiye özel olarak planlanır.

Periferik sinir yaralanmaları; travma, cerrahi girişimler veya sinir sıkışmaları sonrasında uyuşma, karıncalanma, kas güçsüzlüğü ve hareket kaybına neden olabilir. Sinirin iyileşme sürecinde çevre dokuların fonksiyonunun korunması ve hareket kalitesinin desteklenmesi büyük önem taşır. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, sinir mobilizasyon teknikleri, yumuşak doku uygulamaları ve eklem mobilizasyonu ile sinirin geçtiği anatomik bölgeler ayrıntılı olarak değerlendirilir. Boyun, omuz, kol veya bacak boyunca sinir hattı bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak kişiye özel konservatif rehabilitasyon programı oluşturulur. Amaç; sinir üzerindeki mekanik yükü azaltmaya yardımcı olmak, fonksiyonel hareketi desteklemek ve günlük yaşam aktivitelerine güvenli dönüşü kolaylaştırmaktır.

Yüz felci (Bell’s Palsy), yüz sinirinin etkilenmesi sonucu mimik kaslarında güçsüzlük, yüz asimetrisi ve göz kapağını kapatmada zorluk gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Erken dönemde yapılan kapsamlı değerlendirme, rehabilitasyon sürecinin planlanması açısından önem taşır. Kliniğimizde nörolojik fizyoterapi, manuel terapi, osteopatik yaklaşımlar, yüz kaslarına yönelik yumuşak doku teknikleri ve gerektiğinde kraniyal osteopatik değerlendirme birlikte uygulanarak yüz kaslarının fonksiyonel hareketi desteklenir. Tedavi süreci boyunca yalnızca yüz kasları değil; boyun, çene eklemi (TME) ve kafa tabanı biyomekaniği de bütüncül olarak değerlendirilerek kişiye özel bir rehabilitasyon programı oluşturulur.

Vertigo ve servikojenik baş dönmesi, denge sistemi ile boyun bölgesindeki fonksiyon bozukluklarının birlikte değerlendirilmesini gerektiren karmaşık rahatsızlıklardır. Baş dönmesi, dengesizlik, boyun ağrısı ve hareket sırasında güvensizlik hissi günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir. Kliniğimizde ayrıntılı değerlendirme sonrasında vestibüler rehabilitasyon, manuel terapi, osteopatik tedavi ve uygun hastalarda üst servikal (atlas–aksis) bölgeye yönelik mobilizasyon teknikleri dikkatle planlanır. Gerektiğinde atlas bölgesinin hareket fonksiyonu, kraniyoservikal bileşke, çene eklemi ve postür ilişkisi bütüncül olarak değerlendirilerek tedavi süreci kişiye özel oluşturulur. Amaç; denge sistemini desteklemek, boyun kaynaklı mekanik yükleri azaltmak ve günlük yaşamda daha güvenli hareket etmeye katkı sağlamaktır.

Tinnitus (kulak çınlaması), kulakta sürekli veya aralıklı çınlama, uğultu ya da farklı seslerin algılanmasıyla karakterize olup bazı bireylerde boyun, çene eklemi ve üst servikal bölgedeki kas-iskelet sistemi problemleriyle ilişkili olabilir. Bu nedenle her tinnitus vakası yalnızca kulak kaynaklı olmayabilir ve kapsamlı bir değerlendirme gerektirir. Kliniğimizde manuel terapi ve osteopatik değerlendirme kapsamında boyun omurgası, üst servikal bölge, atlas hareketleri, temporomandibular eklem (TME), fasya sistemi ve postür ayrıntılı olarak analiz edilir. Uygun hastalarda yumuşak doku mobilizasyonu, eklem mobilizasyonu ve kraniyal osteopatik yaklaşımlar konservatif tedavi planının bir parçası olarak uygulanabilir. Kişiye özel hazırlanan rehabilitasyon programı ile kas-iskelet sistemine bağlı faktörlerin yönetilmesi ve yaşam kalitesinin desteklenmesi hedeflenir.

PEDİATRİK FİZYOTERAPİ

Tortikollis, bebeklerde ve çocuklarda boyun kaslarının tek taraflı gerginliği nedeniyle başın sürekli aynı yöne eğik durmasıyla karakterize edilen yaygın bir kas-iskelet sistemi problemidir. Erken dönemde fark edilmediğinde baş şekli değişiklikleri (plagiosefali), hareket kısıtlılığı ve motor gelişimde gecikmeler görülebilir. Kliniğimizde pediatrik fizyoterapi, manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile yalnızca boyun kasları değil; kafa tabanı, omurga, omuz kuşağı ve postüral gelişim bütüncül olarak değerlendirilir. Uygun vakalarda kraniyal osteopatik yaklaşımlar, yumuşak doku gevşetme teknikleri ve gelişimsel hareket analizleri tedavi planına entegre edilir. Her bebeğin gelişim süreci dikkate alınarak hazırlanan kişiye özel rehabilitasyon programıyla simetrik hareket gelişiminin ve sağlıklı motor becerilerin desteklenmesi amaçlanır.

Çocuklarda düz tabanlık ve postür bozuklukları, büyüme sürecinde ayak, diz, kalça ve omurga dizilimini etkileyerek yürüme, denge ve hareket kalitesini değiştirebilir. Erken dönemde yapılan kapsamlı değerlendirme, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek biyomekanik problemlerin önlenmesi açısından önemlidir. Kliniğimizde pediatrik fizyoterapi, manuel terapi ve osteopatik yaklaşımlarla çocuğun yürüme analizi, ayak biyomekaniği, omurga dizilimi ve postür gelişimi ayrıntılı olarak incelenir. Gerekli durumlarda fasya mobilizasyonu, eklem mobilizasyonu, postür eğitimi ve aileye yönelik ergonomik öneriler tedavi planına dahil edilir. Amacımız, çocuğun doğal hareket gelişimini destekleyerek sağlıklı büyüme sürecine katkı sağlamaktır.

Adolesan skolyozu, büyüme çağındaki çocuk ve ergenlerde omurganın yana doğru eğrilmesi ve beraberinde dönme hareketi göstermesiyle ortaya çıkan bir omurga problemidir. Omuz veya kalça seviyesinde eşitsizlik, kürek kemiğinde belirginleşme ve duruş bozukluğu en sık fark edilen belirtiler arasındadır. Erken dönemde yapılan değerlendirme, eğriliğin ilerleme riskinin belirlenmesi açısından önemlidir. Fizyoterapi sürecinde postür, kas dengesi, omurga hareketliliği ve kişiye özel egzersiz programları birlikte ele alınarak skolyozun takibi desteklenir.

Serebral palsi, beynin gelişim sürecinde meydana gelen hasara bağlı olarak hareket, denge, kas kontrolü ve postürü etkileyen nörogelişimsel bir durumdur. Her çocuğun ihtiyaçları farklı olduğundan rehabilitasyon süreci tamamen bireysel olarak planlanmalıdır. Kliniğimizde pediatrik nörolojik fizyoterapi, manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile kas-iskelet sistemi, denge, hareket kalitesi ve fonksiyonel beceriler kapsamlı olarak analiz edilir. Uygun vakalarda yumuşak doku teknikleri, fasya mobilizasyonu, eklem mobilizasyonu, kraniyal osteopatik yaklaşımlar ve duyu-motor gelişimi destekleyen uygulamalar rehabilitasyon programına entegre edilir. Hedefimiz, çocuğun bağımsız hareket kapasitesini desteklemek, günlük yaşam becerilerini geliştirmek ve aileyle birlikte uzun vadeli fonksiyonel kazanımları destekleyen bir rehabilitasyon süreci oluşturmaktır.

Gelişimsel kalça displazisi, kalça ekleminin doğumsal veya gelişimsel olarak yeterince stabil olmaması sonucu ortaya çıkan ve erken dönemde tanı konulduğunda başarılı şekilde takip edilebilen ortopedik bir durumdur. Tedavi sonrası veya takip sürecinde kalça hareketlerinin, kas dengesinin ve motor gelişimin desteklenmesi büyük önem taşır. Kliniğimizde pediatrik fizyoterapi, manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile kalça, pelvis ve omurga biyomekaniği ayrıntılı olarak analiz edilir. Uygun vakalarda yumuşak doku mobilizasyonu, eklem hareketini destekleyen manuel uygulamalar ve gelişimsel rehabilitasyon yaklaşımları kişiye özel planlanır. Amacımız, çocuğun yaşına uygun hareket gelişimini desteklemek, yürüme paternini optimize etmek ve sağlıklı kas-iskelet sistemi gelişimine katkı sağlamaktır.

KADIN SAĞLIĞI VE PELVİK TABAN

Pelvik taban disfonksiyonu, pelvik taban kaslarının yeterli koordinasyonu sağlayamaması sonucu gelişen ve kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de görülebilen önemli bir kas-iskelet sistemi problemidir. İdrar kaçırma, pelvik ağrı, cinsel fonksiyon problemleri, kabızlık veya pelvik bölgede baskı hissi gibi şikâyetlerle yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Kliniğimizde uygulanan ayrıntılı pelvik taban değerlendirmesi sonrasında manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme teknikleri ve diyafram–pelvis bütünlüğünü esas alan bütüncül yaklaşımlar kişiye özel olarak planlanır. Amaç; yalnızca semptomları değil, pelvik taban fonksiyonunu etkileyen postür, omurga, nefes mekanizması ve hareket zincirini birlikte değerlendirerek günlük yaşam konforunu ve fonksiyonel iyileşmeyi desteklemektir.

İdrar kaçırma; doğum, menopoz, prostat cerrahileri, nörolojik hastalıklar veya pelvik taban kaslarındaki fonksiyon bozuklukları nedeniyle gelişebilen yaygın ancak tedavi edilebilir bir sağlık problemidir. Öksürme, hapşırma, egzersiz yapma veya ani sıkışma hissiyle ortaya çıkan kaçırmalar sosyal yaşamı ve özgüveni olumsuz etkileyebilir. Kliniğimizde pelvik taban fizyoterapisi kapsamında manuel terapi, osteopatik değerlendirme, pelvik taban kas analizi, solunum mekanizmasının değerlendirilmesi ve gerektiğinde biyofeedback destekli rehabilitasyon yöntemleriyle kişiye özel konservatif tedavi planı oluşturulur. Hedefimiz, pelvik taban kaslarının fonksiyonunu destekleyerek yaşam kalitesini artırmak ve günlük aktivitelerin daha güvenli şekilde sürdürülebilmesine katkı sağlamaktır.

Diastasis Recti, özellikle gebelik sonrasında karın ön duvarındaki rektus kaslarının birbirinden ayrılmasıyla gelişen ve karın bölgesinde güç kaybı, bel ağrısı ile postür bozukluklarına neden olabilen bir durumdur. Bu ayrışma yalnızca estetik bir problem olmayıp omurga stabilitesi ve pelvik taban fonksiyonunu da etkileyebilir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, fasya mobilizasyonu ve karın duvarının fonksiyonel değerlendirmesiyle diyafram, pelvik taban ve derin karın kasları bütüncül olarak analiz edilir. Kişiye özel planlanan konservatif rehabilitasyon programı sayesinde kor stabilitesinin desteklenmesi, postürün iyileştirilmesi ve günlük yaşam aktivitelerine daha güvenli dönüş hedeflenir.

Gebelik sürecinde meydana gelen hormonal değişiklikler, kilo artışı ve postür değişiklikleri nedeniyle bel, sırt ve pelvis ağrıları oldukça sık görülür. Bu ağrılar uyku düzenini, günlük yaşam aktivitelerini ve anne adayının yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Kliniğimizde gebelere özel manuel terapi ve osteopatik değerlendirme ile omurga, pelvis, diyafram ve bağ dokularındaki fonksiyonel değişiklikler güvenli yaklaşımlarla ele alınır. Uygun vakalarda miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu, solunum odaklı osteopatik uygulamalar ve postür düzenlemeleriyle gebelik sürecinin daha konforlu geçirilmesi desteklenir. Tüm uygulamalar gebelik haftası ve obstetrik değerlendirme dikkate alınarak planlanır.

Doğum sonrasında vücut; kas-iskelet sistemi, pelvik taban ve hormonal açıdan yeniden yapılanma sürecine girer. Bel ve sırt ağrıları, pelvik taban zayıflığı, karın kası ayrılması (Diastasis Recti), postür bozuklukları ve hareket kısıtlılıkları bu dönemde sık karşılaşılan problemlerdir. Kliniğimizde doğum sonrası fizyoterapi kapsamında manuel terapi, osteopatik tedavi, pelvik taban rehabilitasyonu, fasya mobilizasyonu ve postür analizi birlikte değerlendirilerek tamamen kişiye özel bir iyileşme programı hazırlanır. Amacımız, annenin güvenli hareket kapasitesini desteklemek, günlük yaşamına daha konforlu dönmesine katkı sağlamak ve uzun vadede kas-iskelet sistemi sağlığını korumaktır.

Lenfödem, lenf dolaşımının bozulmasına bağlı olarak kol, bacak veya diğer vücut bölgelerinde gelişen kronik şişlik ile karakterize bir dolaşım sistemi problemidir. En sık meme kanseri cerrahileri sonrasında görülmekle birlikte farklı cerrahi işlemler, travmalar veya doğuştan gelen nedenlerle de ortaya çıkabilir. Kliniğimizde uluslararası lenfödem rehabilitasyon prensipleri doğrultusunda kapsamlı değerlendirme yapılarak manuel lenf drenajı, ödem yönetimi, miyofasyal uygulamalar, cilt bakımı eğitimi, kompresyon tedavisinin planlanması ve fonksiyonel rehabilitasyon yaklaşımları kişiye özel olarak uygulanır. Tedavi sürecindeki hedefimiz; ödem kontrolünü desteklemek, hareket kabiliyetini artırmak, yaşam kalitesini iyileştirmek ve uzun dönem lenfödem yönetiminde hastaya sürdürülebilir bir yol haritası sunmaktır.

SPOR YARALANMALARI VE PERFORMANS

Spor yaralanmaları; kas, tendon, bağ ve eklem dokularını etkileyerek performans kaybına, ağrıya ve uzun süre spordan uzak kalmaya neden olabilir. Başarılı bir rehabilitasyon süreci yalnızca yaralanan bölgeyi değil, yaralanmaya neden olan biyomekanik faktörleri de ortaya koymayı gerektirir. Kliniğimizde sporcu fizyoterapisi kapsamında manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu, sinir mobilizasyonu, kinezyolojik bantlama ve fonksiyonel hareket analizleri ile sporcunun tüm hareket zinciri ayrıntılı olarak değerlendirilir. Gerektiğinde spor branşına özgü biyomekanik analizler ve performans odaklı rehabilitasyon uygulamaları tedavi planına entegre edilir. Hedefimiz, sporcunun güvenli şekilde sahaya dönmesini desteklemek, performansını yeniden kazanmasına katkı sağlamak ve tekrar yaralanma riskini azaltmaya yönelik kişiye özel bir rehabilitasyon programı sunmaktır.

Ortopedik ameliyatlar sonrasında doğru planlanan rehabilitasyon süreci; hareket açıklığının korunması, kas fonksiyonunun yeniden kazanılması ve güvenli iyileşme açısından büyük önem taşır. Ön çapraz bağ (ÖÇB), menisküs, omuz, kalça, ayak bileği, omurga ve kırık cerrahileri sonrasında kişiye özel rehabilitasyon programları fonksiyonel iyileşmeyi doğrudan etkileyebilir. Kliniğimizde cerrahın önerileri doğrultusunda manuel terapi, osteopatik tedavi, skar (ameliyat izi) mobilizasyonu, miyofasyal uygulamalar, eklem mobilizasyonu ve hareket analizleriyle kapsamlı bir rehabilitasyon süreci planlanır. Amaç; güvenli iyileşmeyi desteklemek, hareket kalitesini artırmak ve bireyin günlük yaşamına veya spor hayatına en uygun fonksiyonel seviyede dönmesine katkı sağlamaktır.

Kas yırtıkları; ani zorlanmalar, yüksek tempolu sporlar veya yetersiz toparlanma süreçleri sonrasında sık görülen spor yaralanmaları arasında yer alır. Ağrı, şişlik, güç kaybı ve hareket kısıtlılığı performansı önemli ölçüde etkileyebilir. Kliniğimizde yaralanmanın evresi ayrıntılı olarak değerlendirilerek manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme teknikleri, yumuşak doku mobilizasyonu ve gerektiğinde kinezyolojik bantlama gibi modern konservatif yaklaşımlar uygulanır. Yaralanan kasın yanı sıra tüm hareket zinciri analiz edilerek sporcunun güvenli şekilde antrenman ve müsabaka seviyesine dönmesini destekleyen kişiye özel rehabilitasyon programı oluşturulur.

Tendinopatiler, tendonların tekrarlayan yüklenmeler sonucu yapısal değişiklik göstermesiyle gelişen ve sporcuların yanı sıra aktif yaşam süren bireylerde de sık görülen kronik ağrı nedenlerindendir. Omuz, dirsek, diz ve Aşil tendonu en sık etkilenen bölgeler arasındadır. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu ve tendon biyomekaniğinin ayrıntılı analizi ile yalnızca ağrı değil, tendon üzerine binen yükün temel nedenleri de değerlendirilir. Tedavi süreci; doku iyileşmesini destekleyen konservatif yaklaşımlar ve kişiye özel yük yönetimi prensipleri doğrultusunda planlanarak fonksiyonel performansın yeniden kazanılmasına odaklanır.

Stres kırıkları; kemiğin tekrarlayan yüklenmelere maruz kalması sonucu gelişen ve özellikle koşucular, dayanıklılık sporcuları ile yoğun antrenman yapan bireylerde görülen önemli spor yaralanmalarıdır. Erken tanı ve uygun yük yönetimi, iyileşme sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Kliniğimizde kapsamlı biyomekanik değerlendirme ile yürüme ve koşu analizi, alt ekstremite dizilimi, eklem hareketleri ve yük dağılımı ayrıntılı olarak incelenir. Manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal uygulamalar ve fonksiyonel rehabilitasyon yaklaşımlarıyla güvenli hareket paternlerinin desteklenmesi hedeflenir. Tedavi süreci, sporcunun kontrollü şekilde antrenman ve performans seviyesine dönüşünü destekleyecek şekilde kişiye özel planlanır.

Yüksek performans yalnızca güçlü kaslarla değil; doğru hareket kalitesi, optimal biyomekanik, etkili kuvvet aktarımı ve dengeli bir kas-iskelet sistemi ile mümkündür. Performans düşüklüğü yaşayan veya sakatlanma riskini azaltmak isteyen sporcular için kapsamlı değerlendirme büyük önem taşır. Kliniğimizde sporcu performans analizleri kapsamında postür değerlendirmesi, hareket taramaları, mobilite analizleri, manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme teknikleri ve eklem mobilizasyonu ile sporcunun tüm kinetik zinciri ayrıntılı olarak incelenir. Branşa özel performans değerlendirmeleri doğrultusunda hazırlanan kişiye özel programlarla hareket verimliliğinin artırılması, performansın desteklenmesi ve olası yaralanma risklerinin azaltılması hedeflenir. Profesyonel ve amatör sporcular için bilimsel temelli, fonksiyon odaklı ve bireyselleştirilmiş bir performans yaklaşımı sunuyoruz.

DİĞER HASTALIKLAR

Fibromiyalji, yaygın kas-iskelet sistemi ağrıları, kronik yorgunluk, uyku düzensizlikleri ve yaşam kalitesinde azalma ile seyreden kompleks bir ağrı sendromudur. Bu tabloda yalnızca kaslar değil; sinir sistemi, fasya dokusu, postür ve hareket mekanikleri de etkilenebilir. Kliniğimizde fibromiyaljiye bütüncül bir yaklaşımla; manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme teknikleri, kraniyal osteopatik değerlendirme, solunum mekanizmasının analizi ve postür değerlendirmesi birlikte uygulanır. Kişiye özel hazırlanan rehabilitasyon programıyla ağrı yönetiminin desteklenmesi, hareket kalitesinin artırılması ve günlük yaşam aktivitelerinde daha konforlu bir yaşam hedeflenir.

Üç aydan uzun süren ağrılar yalnızca kas veya eklemleri değil, sinir sistemi, hareket alışkanlıkları ve yaşam kalitesini de etkileyebilir. Kronik ağrı sendromunda ağrının kaynağını doğru analiz etmek, başarılı bir rehabilitasyon sürecinin temelini oluşturur. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu, sinir mobilizasyonu ve fonksiyonel hareket analizleriyle ağrıya neden olabilecek biyomekanik faktörler ayrıntılı olarak değerlendirilir. Her birey için hazırlanan konservatif rehabilitasyon programı, hareket kapasitesini artırmayı, fonksiyonel bağımsızlığı desteklemeyi ve yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlar.

Temporomandibular eklem (TME/TMJ) bozuklukları; çene ağrısı, çeneden ses gelmesi, ağız açmada kısıtlılık, diş sıkma (bruksizm), baş ağrısı ve boyun ağrısı gibi birçok farklı belirtiyle ortaya çıkabilir. Çene eklemi yalnızca çene kaslarından değil; boyun omurgası, kafa tabanı, postür ve kas-iskelet sistemiyle de yakın ilişki içindedir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, çene eklemi mobilizasyonu, miyofasyal gevşetme, kraniyal osteopatik değerlendirme ve üst servikal (atlas) bölge analizleri birlikte uygulanarak problemin kaynağı kapsamlı şekilde değerlendirilir. Amaç; çene fonksiyonunu desteklemek, kas gerginliğini azaltmaya yardımcı olmak ve günlük yaşamda daha konforlu çene hareketlerini destekleyen kişiye özel bir rehabilitasyon programı sunmaktır.

Baş ağrılarının önemli bir kısmı boyun omurgası, üst servikal bölge, kas gerginlikleri ve postür bozukluklarıyla ilişkili olabilir. Özellikle servikojenik baş ağrılarında boyun hareketleriyle artan ağrı ve ense bölgesindeki sertlik sık görülür. Kliniğimizde ayrıntılı değerlendirme sonrasında manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme, üst servikal (atlas–aksis) bölge mobilizasyonu ve kraniyal osteopatik yaklaşımlar, uygun hastalarda tedavi planının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Boyun, çene eklemi, omuz kuşağı ve postür birlikte analiz edilerek kişiye özel konservatif rehabilitasyon programı oluşturulur. Hedefimiz, kas-iskelet sistemiyle ilişkili faktörlerin yönetilmesine katkı sağlayarak hareket konforunu ve yaşam kalitesini desteklemektir.

Uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz yaşam, kas dengesizlikleri ve tekrarlayan yanlış duruş alışkanlıkları zamanla postür bozukluklarına yol açabilir. Bu durum boyun, sırt, bel ve omuz ağrılarının yanı sıra hareket verimliliğini de olumsuz etkileyebilir. Kliniğimizde postür analizi, manuel terapi, osteopatik tedavi, fasya değerlendirmesi, eklem mobilizasyonu ve hareket zinciri analizleriyle vücudun biyomekaniği ayrıntılı olarak incelenir. Kişiye özel planlanan konservatif rehabilitasyon yaklaşımıyla daha dengeli bir duruş, daha verimli hareket ve günlük yaşamda daha yüksek konfor hedeflenir.

Uzun saatler bilgisayar başında çalışmak; boyun ağrısı, sırt ağrısı, bel ağrısı, omuz gerginliği, el bileği problemleri ve postür bozukluklarına neden olabilir. Masa başı çalışma düzeni zamanla kas-iskelet sistemi üzerinde önemli mekanik yük oluşturabilir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme, eklem mobilizasyonu, ergonomik analiz ve postür değerlendirmesi ile ağrıya neden olan biyomekanik faktörler ayrıntılı olarak incelenir. Çalışma ortamına yönelik öneriler ve kişiye özel rehabilitasyon planı sayesinde hareket konforunun desteklenmesi ve tekrarlayan yüklenmelerin azaltılması amaçlanır.

İleri yaşla birlikte kas kuvvetinde azalma, denge problemleri, eklem sertliği ve hareket kısıtlılıkları günlük yaşam bağımsızlığını etkileyebilir. Geriatrik rehabilitasyonun amacı yalnızca mevcut şikâyetleri yönetmek değil, bireyin güvenli ve aktif bir yaşam sürmesini desteklemektir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik değerlendirme, eklem mobilizasyonu, yumuşak doku teknikleri, denge ve fonksiyonel hareket analizleriyle kapsamlı bir değerlendirme yapılır. Kişiye özel planlanan rehabilitasyon programı sayesinde hareket kapasitesinin korunması, yaşam kalitesinin artırılması ve bağımsızlığın desteklenmesi hedeflenir.

Düşmeler, özellikle ileri yaşta ciddi yaralanmalara ve bağımsızlığın azalmasına neden olabilen önemli sağlık sorunları arasında yer alır. Denge bozuklukları, kas zayıflığı, postür değişiklikleri ve hareket koordinasyonundaki azalma düşme riskini artırabilir. Kliniğimizde denge değerlendirmeleri, manuel terapi, osteopatik tedavi, postür analizi ve fonksiyonel hareket değerlendirmeleri ile düşme riskini etkileyen faktörler ayrıntılı olarak analiz edilir. Kişiye özel hazırlanan rehabilitasyon programı ile güvenli hareket becerilerinin desteklenmesi, denge kapasitesinin geliştirilmesi ve günlük yaşam aktivitelerinde daha güvenli hareket edilmesine katkı sağlanması amaçlanır.

Toplumda “göbek düşmesi” olarak bilinen durum, modern tıpta tek başına tanımlanmış bir hastalık değildir. Bu ifadeyle tarif edilen şikâyetler; karın duvarı, bağ dokuları, kas-iskelet sistemi, postür veya farklı sindirim sistemi problemleriyle ilişkili olabilir ve doğru değerlendirme gerektirir. Kliniğimizde detaylı kas-iskelet sistemi değerlendirmesi, manuel terapi ve osteopatik yaklaşım kapsamında karın duvarı, diyafram, omurga ve pelvis arasındaki fonksiyonel ilişkiler bütüncül olarak incelenir. Gerekli görülen durumlarda hastalar ilgili tıbbi branşlara yönlendirilir; kas-iskelet sistemi kaynaklı fonksiyonel problemlerde ise kişiye özel konservatif rehabilitasyon planı uygulanır.

Kulunç, halk arasında sıklıkla kullanılan bir ifade olup genellikle kaslarda gelişen gerginlik, hassasiyet ve miyofasyal tetik noktaları tanımlamak için kullanılır. Özellikle boyun, sırt ve omuz bölgesinde uzun süreli kas yüklenmeleri, stres ve postür bozuklukları bu şikâyetlerin oluşmasına katkıda bulunabilir. Kliniğimizde manuel terapi, osteopatik tedavi, miyofasyal gevşetme teknikleri, tetik nokta uygulamaları, fasya mobilizasyonu ve eklem mobilizasyonu ile kas-iskelet sistemi bütüncül olarak değerlendirilir. Amaç; kas gerginliğini azaltmaya yardımcı olmak, hareket kalitesini desteklemek ve şikâyetlerin tekrar etmesine katkıda bulunabilecek biyomekanik faktörleri belirleyerek kişiye özel bir rehabilitasyon planı oluşturmaktır

📋
Şikâyetinizin hangi hastalıkla ilişkili olduğunu bilmiyor musunuz?
Uzman değerlendirmesi için bizimle iletişime geçin.
Randevu Al